Çiğnenen sakkız tez çürüyer
Pehlivan güleşte belli olar
Vuran oğul atıya bakmaz
Yaz gününün yağışı, ermeni arvadın doğuşu
Lotuynan gezen Lotu olar
Allah dağına bakar kar verir, bağına bakar bar verir
At ölür tayı kalır, namerdin neyi kalır
Derdine vaktinde ağla
Ağlamayan uşağa papa vermezler
Kalkan öküz yatan öküzün başına pisler
El elinden gül derme, öz elinnen diken yon
İnsaf dinin yarısıdır
Yetime öğüt veren çok olur, ekmek veren az olur.
Sevildiğin yere çok gitme
Hesabini bilmeyen kasabın elinde kalır masat
Kız bibiye, oğlan dayıya benzer
Deli kuyuya bir taş atti, kirk akilli inandı
Arvat erini rezil de eder vezir de
Eşek kanır at yiyer
Herkes kendi evinin kıblesini bilir
Akıllı düşünene kadar, delinin oğlu olur
Garga nedir gaziği ne ola, pire nedir büzüğü ne ola
Taş yerinde ağırdır
Ersiz arvat yularsız ata benzer
Yumurtana göre gıgılla
Yapı taşı yerde kalmaz
Tavuk su içer Allah''a bakar
İtinen çuyala girilmez
İt korktuğu tarafa ürür
Çağrılan yere erinme, çağrılmayan yere görünme
Desinler ki haçonun hançeri var.
Yetimi döveceğine üstünü cır
Yatan aslandan, gezen tilki iyidir
Ayının yüz oyunu bir armudun başınadır
Gönlü balık isteyen soğuk suda ıslanır
Kendine umaç uvalamıyor, ele kesme kesecek
Herkes sakız çiğner, ama kurt kızı tadını çıkarır
Dereden geçerken at değiştirilmez.
Dırdırcı kadın adamın ömrünü yer
Herkese yanaşan köpek, kapı beklemez
Bir malın başında sahibi gerek.oğlu da değil babası gerek
Puğarrının(bacanın) eğriliğine bakma, dumanın düz çıkmasına bak
   
KARGIŞLAR ( BEDDUALAR )
......A.....

Açık havada sana yıldırım vura
Adın bataydı
Adın ellere miras kala
Adın daşlara yazılsın
Adın gara gelisin
Ağ güne muhtaç galasın
Ağ günün kara olsun
Ağzın kapanaydı
Ağzında dili yanmış
Ah edip ah işitesin
Ah edesin kan kusasın
Allah uyuz verende tırnak vermeye
Allah belanı versin
Allah canını alsın
Allah sana dert vere derman vermeye
Allah seni elimden alsın
Allah seni hicri etsin
Al yeşil duvak takmayasın
Anan üstüne ağlasın
Andıra kalasın
Ataşalara gelesin
Ataşına dönsün
Ayaklarına kara su ine
Ayağın göl başın pınar olsun

.......B.......

Bacanda bayguş ötsün
Bağarsağı yere töküle
Bahdın gara gelsin
Başın batsın
Başına daş düşsün
Başına benim kadar taş düşsün
Başın taşda ayağına yaş da kurtulmasın
Bemurat olasın
Boynun altında kala
Boğazında kalsın
Boyun devrile


......C......

Canın cattık, karnın katık görmeye
Canına ataşlar düşe
Cigerin ağzından döküle
Cigeri yanmiş seeeenn!
Cigeri tahtalarda dorgana
Ciğerine gülle deysin

......Ç......

Çeyizin sandıkda bağlı galsın
Çeyizin duvarda asılı kalsın
Çıra gibi sönesin
Çıra gibi yanasın
Çor
Çor tutsun seni
Çöle düşesen susuz galasan

.......D......

Deli deli iplernen bağlanasın
Deli deli sıçasın bokun yiyesin
Deli olup dile, mecnun olup çöle düşesen
Dertlenesin
Dermansız dertlere düşesin
Derdin çok dermanın yok olsun
Dilin Lal olsun
Dil diye dilden, el diye elden olasın
Dört duvar arasında kalasan


.......E.......

Ekmeğim genım olsun
Ekmeğe muhtaç galasın
Ekmek atlı sen yayan olasın
El diye elden, dil diye dilden olasın
Ele gidesin ki garğa bokunu getirmesin
Elbiseni eller geysın
Elin kırılsın
Elin göre gözün görmeye
Elini doluya atasan boş gelsin
Ellerin yanına düşsün
Emeğin burnundan gelsin
Ermeni tohumu!!
Etin lime lime tökülsün
Ettiklerin ögüne çıksın
Etin gurda guşa yem olsun
Evin, eşiyin yıkılsın diyerim
Evine bayguş gonsun


.......G ......

Ganlı köyneyin gelsin
Gara heberin gelsin
Garnına çor düşsün
Garğalar bokunu getmeye
Gaynayan gazanlarda pişesin
Gaynanandan gaynatandan çekesın
Gazıklara bağlanasın
Gidesin dönmiyesin
Gidişin ola da gelişin olmaya
Gittiği yola yılan çıksın
Gorunda gug oturasın
Gor diye gorlanasın, çor diye çorlanasın
Gölgen yere düşmeye
Gözün çıksın
Gözün göre elin görmeye
Gözün kör olsun
Gözün önüne aksın
Gözün görsün elin görmesin
Gözün töküle
Gözüne dizine dursun
Gülün dalın kurusun
Gün yüzü görmeyesin

......H......

Hakkım sana haram olsun, kara katran olsun
Hasretin gözünde kala
Her tiken bir dağda kala, kurda kuşa yem ola
Hevesin kursağında kala
Huyun batsın
Huyun ney ki suyun ne olsun

.......İ......

İki gözün avucuna aksın
İki gözün önüne düşe
İki gözün ögüne döküle
İşiğin söne
İtin eniği
İt ile alamete, kurt ile kıyamete kalasın


......K.....

Kan kusasın
Kara haberin gelsin
Kara yola gidesin
Kara yere giresin
Karnın gatık çükün pıttık görmeye
Kör ocak kalasın
Kökün kuruya
Kurlar gibi uluyasan

......M.....

Muradın gözünde kalsın

....O......

Ocağın söne, kapın tersine döne
Oturduğun yerde gugga kalasın
Omurgan çevrile belin devrile


.....Ö.....

Ödün bokuna karışsın
Ölüp kurtulmayasın, kalıp da sürünesin
Ömründe gülmeyesin


......P....

Pis gününe düşmüş

.....S.....

Sen, sen, sen var ya
Seni ataşlara gelesin
Sene gettiğin hac qenim olsun
Seni parça tike olasın
Seni tike tike olasan
Seni doğranasın
Seni gelin olyayasın
Seni gülle vursun
Seni çor tuta
Seni gorba gor olasın
Seni kan kusasın
Seni kara yere gelesin
Seni zurriyetsiz kalasan
Seni yarimiyesin
Sesin kısılsın
Sesin kesilsin
Sıçan otu yiyesin
Sıcakta ayrana soğukta yorgana muhtaç kalasın
Son görüşün ola
Sufatın tökülsün
Sufatan tökem
Südün batsın
Sütsüz
Suya sabuna hasret kalasın
Südüm sana haram olsun
Südüm sene qenim olsun


.......T........

Torpak senden üsgeh ola
Torpak başına
Torpak atasın taş tutasın
Torpak gözünü doyura
Tuttuğun dal elinde kala


........U.......

Uşakların ağlaya ağlaya galsın


.......Ü........

Üstüne güneş vurmasın
Üstüne şer gele
Üstüne tahtalar örtüle


......V.......

Vatan diye diye canın çıksın
Vana sene, sen vatana habret kal
Vatan torpağına hasret gidesın
Vurgunlara gelesin
Vurğun vursun seni


......Y.......

Yanasan kül olasan
Yana yana galasın
Yaman güne galasan
Yere giresın
Yetim galasın
Yilanlar vursun seni
yorgan döşeye düşesen
Yurdun yuvan dağıla

......Z.......

Zaman kötü golla götü
Zehir girsin boğozuna
Zor ile zorlanasın tor ile torlanasın
Zukkum yiyesen
Zukkkumuna dönsün
Zürriyetsiz kal da görem
Zürriyetin ele muhtaç kalsın
   
KENARBEL'E ÖZLEM

kenarbele özlem[cıldır]
kenarbelin kenarından geçende
soğuk bulağından bir su içende
allah o zaman aklımı aldı
men gebzeye göçende

cıldır ilçesinden cıktım men yola
mozretin tepesinde ver mola
az dur selam ver sağa sola
güneylerden adaları özledim

bir dilek tut içindenöylece kalsın
istemiyenlerin gözü kör olsun
derneğimiz bizlere hayırlı olsun
kalkındırmayı ve güzelleştirmeği özledim

yorulmuşam yorgun düştüm gurbette
hiçmi insaf yoktur zalim felekte
bir gün döneceğim sana elbette
bekle yolumu canım KENARBEL

yolun kırağından bulaklar akar
ecdatlarımın hepsi cayıs yolunda yatar
fakirliktir gencleri gurbette yatar
paraları topladıkmı döneceğiz KENARBELE

dedelerim görmedi gölde balık
görenlerde bu hayellen ölmedi
nasiattır kenarbeli sev dedi
diğenlerin sözlerini özledim

at kesenden geçtim gittim göle
ben ozan değilim düştüm yollara
hasret kaldım ercandaki güllere
ben bir daha ağbulağı özledim

kenarbelin toprağına taşında
tezeğnen kalanan ocak başında
gözüm kaldı anamın evelik aşında
saçta pişen ekmeğini özledim

kenarbelde uzun olur
bilmem sizde nasıl olur
bizim köyde herkes herkesi sever
köyde olan komşuluğu özledim

istanbulda cennet varsa
gebzede iş yerim olsa
kenarbelde bom boş kalsa
çınğıllıktaki dikenleri özledim,

mal yolundan hızeynen kayanda
koyun kuzu tek tek sayanda
vilayetimiz olan serhat ardahanda
okuduğum liseyi özledim

Eser Sahibi Yazan : Kenan Akgün
Katkılarından dolayı kenen akgün'e teşekkürler

KENARBEL
Güneşin doğduğu battığı yerden
özlemle gelirim kenarbel sana
şafağın en erken attığı yerden
hasretle gelirim kenarbel sana

Bir göl var gürcistan ile aranda
dedem,ninem,ceddim topraklarında
koyunlar kuzular dağlarında
Hasretle gelirim kenarbel sana

Gölünden çıkar kefalla ,sazan
Çok gördüm çok duydum kuyular kazan
Her vakit duyarım camiden ezan
hasretle gelirim kenarbel sana

On dört ada gölde Şairi dilde
Tezeyin aranmaz ateşte külde
Soğuk sular akar çeşmelerinde
hasretle gelirim kenarbel sana

Cincarlı ağıllar,ortaklı,göller
Şiirim okurlar konuşan diller
Bir sevdasın bende ne bilsin eller
Hasretle gelirim kenarbel sana

Neden olmuş bilmem ağarmış başım
insan Oğlu gibi dökülmüş dişin
Ne güzel olurdu baharla kışın
Hasretle gelirim kenarbel sana

Bahar ile çoşar derele,buzlar
Yavruya dönmüştür tavuklar kazlar
Seni viram görsem yüreğim sızlar
Hasretle gelirim kenarbel sana

Yaz olurdu başlar tırpan biçmeye
Örs çekiç bırakıp ayran içmeye
Dirgenle,tırmıklayığın etmeye
Hasretle gelirim kenarbel sana

Güz olur yapraklar sararıp solar
Arpayı,buğdayı döver patoslar
Yorulmuştur artık akraba dostlar
Hasretle gelirim kenarbel sana

Kış olur beyazla örtülür düzün
Ayazdan kararır elin ve yüzün
Yemek istemenmi buldunmu kazın
Hasretle gelirim kenarbel sana


Baharın güzeldir kuşların sesi
Yazların sıçağı bitmez neşesi
Güz ayından sonra kış
hevesi
Hasretle gelirim kenarbel sana

Kul ŞAHİN daha çok yazmak istedim
Bir kitap okudum seni süsledim
Bilmem ne hayeller düşler besledim
Hasretle gelirim kenarbel sana.....Şahin AKGÜN 'e tşkler

Bizim oralarda Kış...

Adam boyu kar yağardı eskiden,
Buzlar sallanırdı
Toprak damlı evlerin saçaklarından
Mızrak gibi...

Nineler kurt masalları anlatırdı torunlarına
Karanlık geceleri ocak başında,
Titrek kandiller yanardı küllük taşında...

Aç kurtlar dizilirdi tepelere,
Köpekler havlaşırdı arkalarından.
elleri yarılırdı çocukların
Kar topu oynamaktan,kardan adam yapmaktan.

Bakır sinili sofralar kurulurdu ortaya,
Herkes aynı çorba kabına sallardı kaşığını,
Herkes aynı tastan içerdi suyunu...

Bir hanede en az on beş kişi yaşardı,
Kimse söz etmezdi ayrılıktan yana.
Büyük küçüğünü sever,
Küçük büyüğünü sayardı.
'Öf'bile demezdi gelin kaynanasına
Saygılıydı o zamanki insanlar...

Sokak Başlarına,eğri şapkalı,
Kaytan bıyıklı delikanlılar dizilir
Mendil sallarlardı
Çeşmeye giden kızların arkasından...

Yedibaşlı dev, Hikayeleri' okunurdu köy odalarında
oCAK başında üşüşürdü dedeler.
'Hamit Dede'yeniden yaşardı o eski kışını,
Durmuş dede'anlatırdı Ermenilerin kaçışını...

Kandil ışığında geçerdi hep geceler,
Gelinler kazak örer,ip bükerdi nineler.
Bir başka dertli tüterdi o zamanlar
Bizim orda bacalar...