Köylümüzün kullandığı dil öztürkçedir. Halen Türkmenistan, Halep ve Kuzey Irak ta yaşayan Türkmenler gibi aynı Türkçeyi bizim dedelerimiz ve ebelerimizin 1960 yılı öncesine kadar geçen zaman içerisindeki sözcükleri hiç bir değişime uğratmadan kullandıkları görülmektedir. Cumhuriyet sonrası Türk dil Kurumunun yeni Türk dili ile ilğili çalışmaları Milli Eğitim Bakanlığı aracılığı ile Türkiyenin her tarafında aynı anlam ve manaları ifade eden kelime ve sözcükleri okullarda öğretmeye başlattı. Bu uygulamalar ile Türkçede kullanılan yüzlerce kelime, herkesin aynı anlamda anlayabileceği bir şekilde güncelleştirildi. Fakat okur yazar olmayan köy halkı, Türkcede hala sıkca kullanılan ve dilimize Arapcadan geçen ve kelimeleri, yani öztürkce anlamı sözcükleri yakın güne kadar kullandılar. Bugün Anadolu köylerinde hala kullanılmaktadırlar. Bu sözcükleri köyde doğup büyüyenler annesinden babasından veya köydeki diğer yaşlı olanlardan duymuşlardır. Köyde yaşayanlar bu kelimeleri, yerinde anlamlarına uygun zaman ve şekillerde konuşmaları esnasında kullansalarda, kullanım yoğunlugu günümüzde azalmıştır. Bu kelimelerin genç nesiller için yararlı olacagı düşüncesi ile burada yer vermeyi uygun buldum. |
||||
| A | ||||
| Aba:Anne yada büyükannelere Ağa:Köy önde gelenlerine Abad: Gelir Abad olmak: Gelirden memnun olmak Açar: Anahtar Adol:Yerelmasına benzer fındık büyüklüğünde kök Ağıl: Hayvanların dışarıda kapatıldığı yer Ağha: Eyvah anlamında olan sözcük Ağhır: Son, insanı sonu Aha: Hele gör Ahan: İşte, burada Ağhur: Hayvenlerin konulduğu yer. Ahır Ağhbun: Gübre Alaf: Kışlık için hazırlanan hayvan yemi. Ot Saman Alaca :Siyah beyaz karışımı Ancak : Henüz / biraz önce Andır: Uğursuz şeyler için söylenilir Andıra Kalsın: Uğursuz olan şeylerin sonu gelsin Arık : Çok zayıf Arzuman : Gönül Arşın : Osmanlı dönemi uzunluk ölçüsü birimi Avlu: Odaların önüne yapılan koridor Ayar: Atın sırtına vurulan eğer Ayar : densiz,kendini bilmez,hal ve hareketleri uygun olmayan kişi Azar : Sözle kızma Azgın: Şimarık Azıtmak:Kedi, köpek yavrularını uzağa götürüp bırakmak |
||||
| B | ||||
| Baca: Evlerin üst kısmını konulan küçük pencere Bacı: Kız kardeş Badval: Ambarın bir çeşidi Baga,beğe: Ahırda hayvanlara ot ve samanın verildiği tahta bölme Barç Etmek: Seslice şapırdatarak öpmek Basma: Hayvan pisliğini bastırarar düzeltilmiş şekli Bed: Çirken Bednar: Bir çeşit çıban yarası Bet / bed:Çehre yüz - Beniz Bêk : Sıkı Beniz : Çehre, yüz Belli: Bilinen,tanınan Bellilik: İşaret, iz Belemek: Çocuğu sarmak, kundaklamak Beng: Ben, hal, insan vücudunda ki siyah lekeler Bezenmek:Taranıp, süslenmek Bıçğı, Bışğhı: Testere Bıldır: Geçen sene Bışkol: Koyun pişliği Bidik: Köpek yavrusu Bibi: Babanın kız kardeşi Bi yol: Bir ara Biçin: Tırpanla biçilmiş ot ya da ekin Bidibidi:küçük köpek yavrusu çağğıma Bij,bijli: Sivri uç Bişi: Hamur kızartması Bişka: Kibrit Boğozdu: Obur.çok yemek yiyen Boz: Sürülmemiş, otlu bırakılmış tarla Böcük : Böcek Bölme: Büyük tepsi Bük :Eğri virajlı yol / köşe / eğmiye Buğari, puğhari: Evlerin üstündeki duman çıkan baca Buluz: Elbise |
||||
| C | ||||
| Cadi: Yağcı, insanlara yağ yakan kimse Cadaloz :Lafını bilmeden konuşan Cağ: Kazak örerken kullanılan şiş Cahal :Cahil , Aklı yetmeyen Camuş: Manda Cancur: Bir tür küçük erik Cazigudiyan: Yağcı ya da şeytan Cemse: Askeri araç Cici bici: Süslü, püslü Çiğelem: Yaban çileği Ciğerakraba: Enyakın akraba Cillenmek: Toprağın yeşillenmesi Cinav:Bir çeşit yaban meyvesi Cıbıl: Fakir, yoksul Cıcık: Güzel Cığız: Oyun bozan Cığıza cur bahane Cılcıbıl: Çırıl- Çıplak Cırcır: Fermuar Cırmalamak: Tırmalamak Cırnak:Hayvanların ayak parmak ucu Cızık: Çizgi Cızlavet: Siyah içi astarlı lastik ayakkabı Culuk: Hindi Cur: Çocuk oyunlarında oyun bazmak Cücük: Tavuk Kaz hindi kuş gibi hayvanların yumurtadan çıkan yavruları |
||||
| Ç | ||||
| Çağıldak: Hayvanların kuyruk bölgelerinde oluşan,yuvarlak ve sert dışkı Çakı: Cep bıçağı Çapak: Göz kenarlarında birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı Çaput :Bez parçası Çarık : Manda derisinden yapılan, ucu sivri ayaga giyilen şey. Çaynik: Çaydanlık Çeçil: Tel peyniri Çemirlemek: Gömlek kolunu katlayarak çevirmek Çengel: Çataliğne Çimdik: Biraz, bir parça Çimmek: Yıkanmak, banyo yapmak Çit:Bahçe tel örgüsü Çorağh: Verimsiz Çomar: İri koyun köpeği Çöğdürmek: Ayakta işemek Çüş: Eşekleri durdurmak için söylenen söz |
||||
| D | ||||
Dabak: Bir hayvan hastalığı |
||||
| E | ||||
Eebele gel: İşte böyle bu yana gel |
||||
| F | ||||
| Fanti: İskambil oyunu Ferik: Henüz yumurtlamamış tavuk, Piliç Fıngal: Folluk, tavuk yuvası Fırtık: Sümük Fırtıklı: Sümüklü Fışğı: Tezeğin ufalanmış şekli Fiğ: Kürül Fizzah: Bağırmak Fizahlanmak: Bağırmak, ağlamak Fistan : Kadın giysisi Fol : Kümes hayvanının altına konulan tek yumurta |
||||
| G | ||||
| Gagaç: Kurumuş otlara verilen ad Gağ: Meyve kurusu Gada: Dert, bela Gadan alem: Dertlerini ben üstüme alayım Gakka: Çocuk dilinde şeker Galak: Tezek yığını Galet: Bisküvi Ganayağhlı: Kadın ya da kız için söylenilen bir söz Ganfet: Akide Şekeri Garo: Eski anbar Gatmer: Yufkanın üst üste konulması ile yapılan bir çeşit yağlı börek Gaşevi:Tımar aleti Gaşka:Lastikli At Arabası Gav: Kil, toprak Gavçe: Çengel Gayğanah: Sahanda yumurta Gecen heğre kalsın: İyi geceler Gedek: Manda yavrusu Gelinbarmağı:Yenilen yabani ot Gem: Döven(at ağızlığı) Geven:Derelerde olan dikenli bitki Gıcık : Gelenekler dışında hareket eden Gıdıla: Küçük Gımı: Adol denen bitkinin uzanmış sapı Gımı gıçlı: İnce bacaklı Gıdım : yavaş - yavaş Gıdik: Oğlak, Keçi yavrusu Gıjgırmak: Yoğurdun ekşimesi Gırgal: Hayvanları bağlamak için ağaçtan yapılmış boyun bağı Gırnap: Sağlam ip Gıt : Az miktarda Gıymık : Küçük dal parçası. Gızan : Dişi Köpeklerin birleşme istemesi hali. Gizenbuçul: Saklambaç oyunu Gobbuz: Yumruk Gobba: Büyük burun Gopça : Düğme Gocik: Kaban Golopi: Tahtadan yapılmış sitil God: Bir ağırlık ölçüsü Godda: Büyük zar, makara Godik: Manda yavrusu Gor: Mezar Gorbagor: Toplu mezar Goruhçu: Kır bekçisi Göze: Pınarın suyunun çıktığı yer Gudik: Enik, köpek yavrusu Guli: Hindi Gulunç : Sırt Guşhana: Tencere Güman: Umut Güman etmek: Umut etmek |
||||
| H | ||||
| Habire: Devamlı, sürekli Hacillenmek: Yaptığına pişman olmak Hal: Siyah ben Hamarat: Becerikli Hamut : Atın üzerine vurulan semer. Hangel: Mantı Harbi: Doğru Hardahurda: Kırık ya da döküntü Harığ: Ark, su kanalı Harbutlamak: Sıcak su ile soğuk suyu karıştırmak Haros: Nadasa bırakılmış tarla Hasıllama: Yoğurmak Hayat: Bahçe Hayın (hain) : Acımasız, gaddar Hedik: Haşlanmış buğday, diş hediği Helek: Yorgun Helek olmak: Yorgun düşmek herif : Kadına göre kocası. Herik: Sürülmüş tarla Herslenmek: Sinirlenmek Heybe :Yünden yapılan ve iki ucu bükülerek iki tarafının içine eşya konulan şey Hış: Çivili köpek tasması Hışır : Eski - ( kullanılmayacak halde olan ) ,ufanmış yakacak Him: Bina yapımı için kazılan temel Hodak: Öküzün boyunduruğuna binen ve öküzleri süren çocuk Hop: Sabanın demir olan ucu Hozan: Biçilmiş tarlanın birdiyer adı Hurç : Heybenin büyüğü |
||||
| I | ||||
| Işıma : Gündüz olmak. | ||||
| İ | ||||
| İlmek : İple düğüm atmak İstikan: Çay bardağı İstol: Sandalye İskat: Ölünün arkasından günahına karşılık verilen para İşmar:Sipariş etmek İtdirseği : Arpacık İtelemek: İtmek |
||||
| K | ||||
| Kandil:Gaz lnlası Kanfet: Akide şekeri Kargış: Beddua Kart: Yeşil çimenlik ama sert olan yer Kayış: Kemer Kebani: Ev işlerinde hamarat olan kadın Kafterkuski: Hortlak Kerme: Koyan pisliginden yapılan tezek Kerti: Bayat Kırih: Kısrakların yeni kulunu tay Kınnap: İnce dayanıklı ip Kırlent:Koltuklara konulan yastık Kırkma : Traş etmek / Davarların yününü kesme. Kıtmir: Küçük Kodik: Manda yavrusu Kolik: Boynuzu olmayanan hayvanlara denir Kolopi: Küçük sitil Kom : Elle yapılan barınak / Dışarıda koyun ve keçilerin barınması için yapılan yer. Kopça: Düğme Kor: Kör Koraraba: Kağnı Koroğlu: Köroğlu Koşat: Köy evlerinde yükü taşıyan kalın ağaç Kotan: Pulluk Köçmek: Evlenmek Kötürüm : Topal, / yürüyemiyecek durumda özürlü olan Köynek: Gömlek Kudik: Küçük köpek, Enik Kullah: Bere Kurun, Kürün: Ağaçtan oyularak yapılan su kabı Kuşkana: Küçük tencere Külek: Ağzı geniş, altı dar su kabı Külül,kürül: Yabani bezelye Küskü:Ağaçtan yapılmış Ucu sivri odun parçası kaldıraç Küze:Ağaçtan yapılmış Su kabı |
||||
| L | ||||
| Lağlanmak: Mızmızlanmak gibi Lal: Konuşamayan,ahraz Lapatka: Kürek Lazut: Mısır Leçek: Beyaz renkli başörtüsü Lenğen: Geniş ve derin leğen Lıbbız: Parasız, Züğürt Lobya: Fasulye Lüküs : Gazla yanan yüksek derecede ışık yapan alet . Lüküs lambası Lüle: Musluk, Suyun aktığı boru |
||||
| M | ||||
| Mahal: Yer, mesken Mafiş: Küçük kare şeklinde kesilmiş yufkanın yağda kızartılması Makat: Tahtadan yapılmış sedir kısa kesilmiş ağaç Maşrapa: Kulplu bir çeşit su kabı Mattavar: Bir çeşit hastalık Mayıs: Koyun ve sığır pisliği Mazi: İki teker arasında ki mil Mes : İnce deriden yapılan ve ayakkabı içerisinden ayaga giyilen şey. Meşe: Orman Mereh: Ot ya da saman konulan ev: Merek yandı sıçana da kalmadı Mertek: Ahşap evlerde direkler arasına dizilen Mığh:Çivi Mıymıntı : Bir işi yaparken fazla oyalanan / isteksiz görünme hali / Uyuşuk Mintan: Gömlek Mirade kalsın: Mal sahibinin ölmesini dilemek Mitil: Yüzsüz yorgan Modgam: İmece Morvet: Çırak, yardım eden çocuk Mozik: Bir yaşına girmiş dana Möğkgem: Sağlam Muzevir: Muhbir Muzevirlenmek: İhbar etmek Mürgülemek: Otururken hafifden uyumak, şekerleme |
||||
| N | ||||
| Nahır: Sığır sürüsü Name : Mektup Neft: Gazyağı Nevale: Erzak Napuzzar: Kapının önünde ya da arkasında kalan tarla Nat: Tırpan sapı Nöker: Hızmetkar |
||||
| O | ||||
| Ola, Ula: Ulan, arkadaş Oçkur: Uçkur Ola Çabuğh Gaç: Hemen kaç |
||||
| Ö | ||||
Öbür /öbürü : Öteki / Ötekisi |
||||
| P | ||||
| Pağaç: Yuvarlak ve kalın bir tür ekmek, somun Pağhıl: Kıskanç Pağhıllanmak: Kıskanmak Patik : Üst kısmı olmayan elle örülen kısa çorap Panta: Yabani armut, ahlat Papağ: Başa giyilen tiftik başlık Papul: Çocuk ayakkabısı, patik Pec:Soba Peg: Yıkıntı, virane olmuş ev kalıntısı Pepe: Kekeme Peleş: Boynuzları yanlara doğru açılmış hayvanlara verilenad Peçkir: El havlusu Pisik: Kedi Peş: Arka Peşine gitmek: Arkasından gitmek Peşlemek: Kovalamak Peşgun: Ayakları kısa yer sofrası Peştemâl : Kadınların bellerine bağladığı iki ucu arkadan bele bağlanarak giydiği giysi Pırtı: Elbise Polim: Oyun Polim yapma: Oyun yapma Potin : Bot , ayaga giyilen kaba ayakkabı Poşa: Çingene, Potur: Büzgü Poy Poy: Hele bakın anlamında Pörtlek: Göz yapısı büyük olan Pöçük: Kuyruk, en geride kalan Punğar: Pınar Pumpul: Yastık başlarına dikilen püskül, süs Pulul: Ot demeti Puşt : Ahlaki bakımdan iyi huyu olmayan. Pöçük: Son. Kuyruk Pöçük: Tırpanın sapına bağlanan yeri Pürçüklü:Havuç |
||||
| R | ||||
| S | ||||
| Sağdıç: Düğünde damadı gezdiren kişi Sahi: Gerçek Sahi mi: Gerçek mi Sanaksal: Ahırların orta yerinde çukur hayvan bokunun toplandığı kanal Sap: Başakların tutunduğu dal Secele: Soy kütüğü Sedir : Topraktan veye tahtadan yapılan odalarda oturulacak yer. Seğirtme : Koşmak Seki : Odalarda oturulan topraktan yapılan yer. / Tarla ve bahçelerde ekim için hazırlanmış küçük alan Sele : Kamış kabuklarından Sılık: ıslık Sınama : Deneme Sini : Üzerinde yemek yenen yayvan geniş kap Sinor: Tarla hududu, sınır Sitil: Süt ve yoğurt kabı Sivirlenme: İki şeyin arasından kayma olayı Süzek: Yoğurt, peynir vb. Şeyleri süzmek için kullanılan torba |
||||
| Ş | ||||
| Şahağı : Anlın tam ortası. Şal : Başa sarılan yünden yapılmış kalın kumaş Şaplak: Tokat Şirat: Peynir Suyu Şire : Kaynatılarak elde edilen koyu meyve Şimşir : Parlak Şoğurt: Salya şoğurtlu: Salyalı Şoş: Asfalt yol Şöbe: Oltu taşından yapılan boncuk Şuşlanmak: Fazla yatmak Şüzzük: Peynirin suyu |
||||
| T | ||||
| Tandır :Köylerde ekmek pişirmek için Tanış: Tanıdık Talaş: Telaş Tapan: Sürülmüş tarlayı düzeltmeye yarıyan tahta kalas Tapul: Ot demeti Tar: Tavukların üstüne dizildiği ince sırık Teke : Erkek keçi Tekme : Tepik , (Ayakla vurma) Telis: Çuval Teneşir :Cenaze yıykanılan ağaçdan yapılmış masa Terek :Mutfak rafı Teper : Doldurur, Ha bire teper Termaş : Bozuk Terpen : Kımılda Terpet : Kımıldat, Teşi : Yün eğirmeye yarayan alet Teşt : Saç legen Tevür : Bir Çeşit Trink : Peşin para anlamında Tik : Yüksek, dik Tığ: Harman yerinde ki saman yığını Tığa: Saygısız olan delikanlıya denir Tırık: İshal Toklu: Yaşına girmiş erkek kuzu Tula: Köpek eniği Tullanmak:Atmak Tuluğ: Tulum Tuman: Don Torpağh : Toprak Torpağh başına: Ölesin, mezara gidesin Tosbağa: Kaplumbağa Toy: Düğün Tump: Tarlaların kenarı Tüstü: Duman |
||||
| U | ||||
Uçuğh: Yıkık,harabe |
||||
| Ü | ||||
| Ürek: Yürek Üstü: Elbisesi Üzdür: Yüzdür |
||||
| V | ||||
| Varlı: Zengin Vedre Kova: su kabı Veran: Viran, harabe Verana kalsın: Harabe olsun Voj:At Yular Vurgun: tutkun Vışşş!: Şaşırma ifadesi |
||||
| Y | ||||
| Yad: Yabancı Yal: Köpek yiyeceği Yalağh: Köpeğe yal verilen kap, yal kabı Yalaka: Yağcılık eden Yanaşma: Yandan takılan Yanbegi: Yatay olan eğiri Yanpuri: Eğri düz olmayan Yamsulama: Taklit etmek Yarpağh: yaprak Yaşik: Ağaçtan yapılan kasa Yaşmağh: Gelinlerin baş örtüsü ile ağız kapaması Yavan: Katıksız Yêddi: Yedi Yege: Eye Yegin: Çalışkan, üşenmeyen Yeke: Büyük, kocaman Yêri: Yürü Yerinmek: Heveslenme Yesir: Esir Yığ: Topla Yığın: Ot yığını, kalabalık Yumru: Yuvarlak Yuğhu: Uyku Yuğhun Gelêr Yüngül: Hafif Yola vurma: Gönderme Yon: Bir ağacı yontmak. Yoz:Gebe kalmamış hayvan |
||||
| Z | ||||
Zağar: Küçük köpek |
||||